serenad-zülfü livaneli

Osmanlı gibi çok kültürlü,çok dinli,çok dilli bir toplumdan hepsi birbirine benzeyen bir  Türk ulusu yaratma çabası,böyle zorlamaları da beraberinde getiriyordu işte.Devlet bu yüzden Türk Kimliği üzerinde bu kadar hassastı.Çünkü yine ağabeyimin deyimiyle,biz diğer mevcut uluslar gibi kendimize bir devlet yaratmamıştık.Yani tam olarak bir ulus-devlet değildi kurulan,devlet kendine bir ulusa yaratmıştı.Yeni kurula cumhuriyetimiz için daha çok,devlet-ulus denilerbilirdi.Bu yüzden de,devleti eleştirmek ulusa darbe vurmak anlamına geliyor ve bağışlanmıyordu.’

  Ne kadar saf ve naif bir biçimde yetiştirildiğimizi düşündüm.bırakın yakın tarihizimi doğru dürüst öğrenmeyi,kendi aile hikayelerimizi bile bilmeden yetiştirilmiştik.

kafayı yemek-2009

kafayı yemek-2009

8 mart

New York’lu kadın işçiler, işgününün süresine karşı çıkıyorlardı. Normal bir işgünü 12 ile 14 saat arasında değişiyordu. İstemleri, 8 saatlik işgünü ve kendilerine seçimlerde oy hakkı tanınmasıydı. Greve 40.000’nin üstünde kadın işçi katılmıştır. Ancak bu grev Amerikan yönetimi tarafından kanlı bir biçimde bastırılmış ve olaylarda 129 kadın dokuma işçisi katledilmiştir. Böylece kadın işçilerin bu en temel istekleri kanla boğulmaya çalışılmıştır. Kadın emekçilerin bu direnişi, aynı zamanda sömürüye, baskıya, zulme, haksızlığa, eşitsizliğe karşı bir başkaldırıdır. Böylece 8 Mart 1857, tarihe kadın işçilerin ilk kitlesel grevi olarak geçmiştir.8 Mart Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü, süreç içerisinde burjuvazi tarafından içeriği boşaltılmaya ve “dünya kadınlar günü” adı altında sınıfsal ve siyasal içeriğinden soyutlanmaya çalışılmıştır.

madem jüri yok protestocu bebişlerimi burda sergiliyim-cut out 

madem jüri yok protestocu bebişlerimi burda sergiliyim-cut out 

memory ödevinden bir demet

memory ödevinden bir demet

alıntı

  Kendimizi insan eliyle yaratılan bir dünyaya hapsettik.Rüzgarların bize getirdiği hikayeleri ve şarkıları dinlemeyi unuttuk.Suyun bizi nasıl tazelediğini ve yenilediğini unuttuk.

  İyi yaşamak için hangilerini yememiz gerektiğini bize fısıldayan bitkileri dinleme kabiliyetimizi de unuttuk.Bize öğrenme,çoşku,sevgi ve yiyecek olarak kendi hediyelerini sunan hayvanları dinleme becerimizi de kaybettik.Bütün bu alemle ilişkilerimizi kestik ve şimdi neden bu kadar sıkıldığımızı ve yalnız hissetiğimizi merak ediyoruz.